13 Eylül 2009 Pazar

geç oldu güç olmadı..



bisiklet kariyerim başlar başlamaz son buldu. ne güzel bu haftasonu sarapci ailesiyle sahilde bisiklete binecektik. yağmur yağdı diye olsa gerek hiç sesleri çıkmadı. organizasyon da yapmadılar. oysa bu sabah mesela yağmur yok gibiydi. gerçi benim 2de çalışmam vardı ama olsun. kışın zor zaten bisiklet meselesi. neden yazın sonunda öğrendim şu mereti sanki? biraz daha erken öğrenseydim de azıcık kullansaydım fena mı olurdu :(

umarım gelecek yaza kadar unutmam. şuraya not edeyim de nasıl kullandığımı unutmayayım. kalkış en zor kısmı. kalkar kalkmaz ilk çevirmeleri hızlı yapman gerekiyor ki dengeyi bulabilesin. kalktıktan sonrası nispeten daha kolay. tek kritik şey yavaşlamamak. durmaya çalışınca dengeni kaybetmen an meselesi oluyor. o yüzden de hızını ortalama hızda tutmakta fayda var. tabii el sürekli frende olacak, her an önüne başka bir bisiklet, yaya, araba, at, köpek,vs çıkabilir. zıbırt diye uçmamak için hem ön hem arka frenleri birlikte sıkmakta fayda var. ve en önemlisi, salakça bence ama, düşmek üzere olduğun tarafa direksiyon kırarak düşmekten yırtıyorsun. bu gerçekten çok mantıksız geliyor ama maalesef böyle. bunu da becerebilince bacağa kuvvet, pedalı çevire çevire gidebilirsin artık.

yürü ya kulum..

çok eğlenceli ve yorucu bir olay bisiklet. bisikletle dünya turu falan yapıyor ya insanlar. bana çok mantıksız gelirdi, ne gerek var falan diye. şimdi daha mantıklı geliyor. benim de bisiklete atlayıp bir dolu yol gidesim var açıkçası. dura kalka, mola vere vere. neden olmasın? belki bir gün bisikletle avrupa turuna çıkarız beyimlen. ya da avrupada bisiklet turuna. ki bu daha mantıklı olurdu sanki..

havalar düzelir düzelmez bir ada turu daha yapalım da pekiştireyim. ekimde, kasımda, bir cumartesi olur heralde günlük güneşlik ha..

not: resimdeki walkin bike imiş, çok güzel. benim olsun. ama nasıl kullanılır bilemiyorum tabii.

ev işleri gönül işleri..


misafir gelmese evi temizleyeceğimiz yok. o yüzden sık sık alamasak da arada bir misafir gelmesi, evimizin çöp ev olmasını engellemek açısından faydalı oluyor. ilk kalabalık misafirlerimizi dün ağırladık. annemler. toplam yedi kişiydik. bizim için yedi kişi bayağı kalabalık demek. bunu anneme söyleyince annem gülüyor. tabii, yıllar içinde ne kalabalık misafirler ağırladı. ileride ben de dönüp kendime bakıp güleceğim muhakkak..
ana yemeğe pek güvenemediğim için yan yemekleri biraz abartmışım sanırım, abartmışız yani. menüyü ben oluşturdum gerçi ama ayheyt de, "dur ya, amma abartmışsın" demedi bana. yaptıkça yaptık. yoğurtlu havuç, semizotu, salata, patates salatası, zeytinyağlı patlıcan, şehriye çorbası, pilav, fırın köfte ve bilimum kahvaltılıklar. iftara misafir alınca ister istemez kahvaltıya da misafir almışsın gibi oluyor. çok abartmadık gerçi ama peynirdi, reçeldi.. eksik yoktu kanımca.
sabah 10da başlayan macera, gece 11de son buldu. sabah kalktığımda fena bir sırt ağrısı. en komiği de misafirle muhabbet bir yere kadar. üstelik onlar ailem olunca. yine tvye kitlendi tabii herkes. televizyon, üzerine konuşulabilecek ortak birşey yaratıyor. dizideki gerzek bir çocuktan, bir reklamdan veya bir yarışmadan muhabbet açma imkanı doğurabiliyor. öte yandan, çok derin sessizliklere de sebep olabiliyor.
annemin halleri enteresandı. mutfakta bulunduğu önerilere getirdiğim, eleştirme, çık mutfağımdan kadın tepkilerimi anlayışla karşılaması bir yana iki dakika sonra içeri gelip, "ama senin yanında olmak istiyorum, ağzımı açmıcam" demesi ve beş dakika sonra, "hobele, pilav yağsız görünüyor, tereyağın var mı, azıcık yağ tavlayalım üzerine" demesi.. sonra bilimum baza altı araştırmaları, seccadeydi, danteldi, o nerde bu nerde muhabbetleri.. annem alem kadın, canım benim..
huysuz abim sayesinde tam işler bitmiş, meyvamızı yemiştik ki, kalkıp gittiler. bizim evde geçirilen zamanı boşa geçirilmiş olarak gördüğünden olsa gerek bir an önce evine koşmak istedi. bizimkileri de peşinden sürükledi mecbur.. neyse, bir dahaki sefere artık..
hazır ev temizken birkaç misafir daha gelse fena olmayacak. bu haftaiçi iki akşam boş, o iki akşamdan birine bizim kızları falan çağırsam diyorum, bakalım. sonra ankara'ya gidicez. bayram dönüşüne kalacak, ev kirlenir, yine temizlikle geçer bir koca gün. ya da kadın tutarız artık, uğraş uğraş nereye kadar..

6 Eylül 2009 Pazar

Heyt be bisiklet!!




Prinkipo nam-ı diğer Büyükada'da sıcak ve keyifli bir cumartesi günü. Merve bisiklete binmeyi yarım saat içerisinde öğrenmiş, beni arkasında bırakmış, pedal çevirmeye devam ediyor. Bana da sadece fotoğraf çekmek kalıyor.