
Çok zaman geçmiş buraya bir şeyler karalamayalı. Bir yandan sebebi nedir diye düşünüyorum, diğer yandan geçmişte bırakıp kaybettiğim zamanı yazarak geri getirebilir miyim gibi düşünce balonları oluşturuyorum kıvırcık kafamın üstünde. Ben burada değilken sevgili karım da benden destek gelmediğini görüp haklı olarak kendi mekanına yatırım yapıp buraları boş bıraktı, olan bloga, bir de benim çok çabuk unuttuğum için kaybolmaya yüz tutmuş hatıralarıma oldu sanki.
Zaman kaybolur mu, yoksa bir gün bir şekilde kendisine geri dönebilir miyiz lostieler ya da dr. emmett brown gibi bilemiyorum. Dönme şansım olsa da olayların gidişatını değiştirmezdim herhalde, yaşanmış tecrübeler aslında bizleri şekillendirip, bizi biz haline getiren. O yüzden hatırlamaya çalışmak yeterli benim için. Bazen bir görüntü, bazen bir ses ama en çok da kokular hatırlatır bana "o" anı.
Geçmiş zaman içinde en önemli olanlar, artık düzeltilemeyecek durumlar, birinci sırada da ölüm tabii ki. Geri geri yüzdüğü için moonwalk yaptığını düşündüğümüz ve bu yüzden adını merhum michael jackson şarkıcısından alan michael ve çok daha önce buralardan göçüp giden jackson ikilisinden michael olanı benimle birlikte Kurtuluş'taki fanusumuzdan Anadolu Yakası'ndaki 3+1 evimize dikey geçiş yaptıktan sonra kendisine sağ üstteki kendinden filtreli, otomatik ısıtmalı, fanusa göre oldukça büyük olan akvaryumu satın almıştık. Hatta rahat rahat takılsın diye başka balık da almadık yanına, ama ne oldu, alışkanlıkların değişmesi iyi etkilemiyor canlıları, iki ay kadar yaşadı bizimle, takıldı gönlünce bir sağa bir sola büyük konforlu akvaryumda, sonra bir gün bıraktı gitti bizi.
Gidişine çok üzüldük ama gittikten sonra buralara çiziktirmekten başka bir şey gelmiyor elden, bundan sonraki balıklarımız ve akvaryumumuzda yaşayan sümüklü böcek gibi diğer canlılarla duygusal bağlar kurmamaya karar verdik. Duygularını karar vererek yaşayan insanlar değiliz ama aradan geçen bir kaç aylık süreçten sonra tekrar 4 tane balık aldık (mavi,benek ve chopin) ve bir tanesi daha adını koymaya fırsat bulamadan hemen gidiverdi. Bu sefer eskisi kadar üzülmedik, ya da üzüldük ama bu alışkın olduğumuz bir duygu olduğundan bünyelerimizde yarattığı etki eskisi kadar sarsıcı olmadı.
Sevgili michael'ı üsküdar'dan motor iskelesinden uğurladık, sarı bedeni lacivert suya karıştı, derinlere indi, en sonunda gözden yitip gitti.
Belki bir gün Beşiktaş'ta karşılaşırız kendisiyle,
Yolun açık olsun mayki.