26 Ekim 2009 Pazartesi

boğazda yumru

eskiden annem salonun ortasında eline bir bıçak alır, tersiyle halıyı kesiyormuş gibi yapardı. halıda çarpılar çizerdi yalandan. sonra sor derdi ne kesiyorsun diye. sorardım "ne kesiyorsun?", "göz edenlerin gözünü kesiyorum." ("kes gitsin de" derdi..) "kes gitsin". ve sonra tekrar, "ne kesiyorsun?", "göz edenlerin gözünü kesiyorum", "kes gitsin". sürer giderdi, bıkana kadar ikimizden biri. aile üzerindeki gözleri, nazarları savuştururduk böylece. inanır mıydım bilmiyorum. oyunu hoşuma giderdi. annemin inanıyor görünmesi de hoşuma giderdi sanırım.

neden şu sıralar annemi düşününce içim lime lime doğranıyor acaba? çevremdeki insanların ebeveynleri vefat ediyor ara ara. tesellisi olmayan bir durum. her defasında benim başıma gelirse naparım diye endişeleniyorum. ve bazen, en çok da şu sıralar, yaşayabileceklerimizin hiçbirini yaşamadan bırakıp giderlerse bizi diye boğazımı düğümlüyorum. artık görme, birlikte vakit geçirme imkanımız varken bunu asla ertelemeyeceğim diyorum kendime. sonradan pişman olurum diyorum. hiçbirşey daha kıymetli değil diyorum. ama birlikte geçirilen zamanların da tadını alamıyorum. bir garip muamma bu aile ilişkileri, çözebilen beri gelsin, beni de aydınlatsın.

neyse, iç karartmıyım şimdi. anı yakalamamız lazım di mi? geçmiş, gelecek hepsi yalan dolan, önemli olan şu an. tekrarı olmayan bu an işte.

bazen de kıskanıyorum, annemin benim boşluğumu başkalarıyla doldurma ihtimalini.. bu anne sevgisi ne acaip ya! insan annesini mi daha çok sever çocuğunu mu diye sordu bir arkadaş geçen gün. bilmiyorum valla, ben annemi seviyorum. annem beni, anneannem annemi. ben anneannemi. sevgi kelebeğiyiz belki de. sevmek güzel be. anneannem o gün ziyaretine gittiğimizde ayrılırken "yaşıycam, sizler için yaşıycam" dedi. insan ne hissedeceğini şaşırıyor, benimse anında gözlerim doluyor. ona birşey olacak diye ödüm kopuyor. olumlu düşün olumlu olsun di mi? di..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder